MÜKEMMEL SİZSİNİZ

 




Zamanın Durduğu Yer

Unutun her ne varsa, kurcalamayın dedenizden kalan saatleri, bırakın zaman en azından durduğu yerde kalsın. Geçmişin kokusu sinsin zamanın durduğu yerde odaya. Tamiri mümkün olmaz bazı zamanların. Telafisi olmaz bazen yaşatılan hislerin ve tedavisi yoktur bazı travmaların.

Düşlerin düştüğü yerde realiteyi baz alır, hayatın istatistiklerini çıkarır, rapor ederiz Azrail’e. “Son tahminlerimize göre cennetin kapısının önünden geçer gibi yapıp, cehennemin körüklenme zamanında harlı ateşle yanacağımız sonucuna vardık” deriz.

İstatistikler, Raporlar ve Yanılsamalar

Muhteşem ve ihtişamlı hayatlarımızın özet raporlarında cennet kapaklı bir süsleme yapar, gösterge bittikten sonra içeriği ile yanarız, fena mı?

Herkes her şeyi çok bilirken, herkes herkesten çok daha iyiyken bizim istatistiklerimiz çok havalı olmaz herhalde. Fevkalade bir anlatımla kendimizi ifade eder, düşlerimizden sorumlu yetkiliyi suçlarız; belki iyi hâlden cenneti koklatırlar bize. Bu kadar haklı varken, kendime tahammül edememe durumumu ise cinnet hâlinden yatarı var sayarlar sanırım.

Belki bir melek düşer omzumuzdan, üretim hatası var diye sıfırlarlar yaşamı. Belki de iyi olan bizizdir, belki cehennem manzaralı bir cennet odası verirler bize; bütün zalimleri yanarken izleriz. Belki bir tanıdıkla göz göze gelir, el sallarız haklı bir gururla. Çok havalı olurdu. Fakat bizim istatistikler çok iç açıcı olmaz bu kadar iyinin yanında.

Kanatlar, Kapakçıklar ve İçimizdeki Cehennem

Cehennemin sol kapakçığı, cennetin sağ kanadından daha yakın ve ulaşılabilir sanırım. Çünkü ben kanatsız doğdum ama kalp kapakçığım var; o zaman içimde biraz cehennem var benim. Hepsini ve her şeyi uyduruyor olmam, boyumu aşan konuları teşbih sanatına çeviriyor olmam da istatistiklerimi etkiler sanırım.

İyi bir hâl yakalamak isterdim fakat siz hepiniz ve herkes ve de her şey o kadar iyisiniz ki bana bir hâl kalmıyor.

Bence Kısmı

Velhasıl gelelim bence kısmına;

Ben kimsenin mükemmel olabileceğine, her zaman istisnasız çok iyi olabileceğine, hanım hanımcılığa, kusursuzluğa, kanatları eksik kelebek vari hâllere inanmıyorum. En korktuğum insanlar arasında yer alır herkesin en sevdiği, mükemmel, her daim çok güzel ve kusursuz insan modelleri.

Çünkü içlerinde muhakkak patlamaya hazır bir bomba vardır. Sürekli oynamak içlerinde bir şeyler illaki biriktirir ve bir yerlerde çıkar. Çünkü biz insanlar sinirlenen, kızan, bazen seven, bazen sevmeyen; olaylar karşısında reaksiyon gösterebilen, tavrı, karakteri, kişiliği ve çizgileri olan; nefsimizle yaşayan, yanılan, zaman zaman istemeden de olsa yanlış konuşan, davranan; iyiysek telafi etmeye çalışan, gurur ve onur gibi insanı bazen bağlayıcı kılan duvarlarla ve de kalıplarla tasarlanıp yaratılmış varlıklarız.

Hepimizi birbirimizden ayıran da bu özellikler olsa gerek. Yani hiç kimse tek başına kusursuz, hatasız ve çok iyi değildir. Hiçbir olay da tek kişinin haklılığı üzerinden sonuçlanamaz. Çünkü duygularımız bizi, kontrolsüz olduğumuz zamanlar, çok iyi yönetir. Fakat kötü kötüdür ve bence telafisi yoktur. Kimse kimseden çok daha akıllı ve doğru değil.

Cennet hepimizin en az cehennem kadar.



Eğer bu yazımı beğendiyseniz  "Bir Anlamı Olmalı" okumanızı öneririm.

Yorum Gönder

0 Yorumlar