Dijital Çağda Yayımlanan Bir Tefrika Roman
Okura not;
Bu metin, Mehtaplı
Şarkılar adlı tefrika romanın 5. bölümüdür.
Hikâye Salı ve Cuma günleri yeni bölümlerle devam
edecek.
Sözüm bittiğinde Mehtap’ın gözleri
büyüdükçe büyüdü; şaşkınlığı, hayreti ve içinden yükselen o ürkek teslimiyet
bir arada duruyordu. Bir şey söyleyecek gibiydi ama ben ona fırsat vermedim. O
evin loşluğunda, ağır kokuların ve eski duvarların arasında, ona doğru eğildim.
Dudaklarını dudaklarıma dokundurduğumda, sanki bir kapı açıldı. Öptüm onu.
İlk öpüş aceleydi; korkuyla cesaretin çarpışması gibiydi. Sonra yavaşladı,
derinleşti, ikimizi de içine alan bir akıntıya dönüştü. Mehtap önce bir an geri
çekilir gibi oldu; o eski savunma içgüdüsü, o “dur” diyen iç sesi… Ama sonra
vazgeçti. Elini göğsüme koydu, beni kendine doğru çekti. O an anladım:
kaçmayacaktı.
Soruları vardı, biliyordum, hepsi gözlerinin
içinde dizilmişti. Ama hiçbirini sormadı. Çünkü o gece, yaşanan daha gerçek bir
şeyi keşfediyordu: Keşfediyorduk.
Gece ilerledikçe zaman
eridi. Mehtap’ın teni, o soğuk ve mesafeli kadının altından başka bir giysi
gibi çıktı; sıcak, canlı, aç. Onun dokunuşlarında kayboldum. Onun da benimle
aynı kayboluşu yaşadığına neredeyse emindim. Birbirimizi tanımadan tanıyorduk sanki…
Sanki yıllardır aynı rüyayı görmüş de şimdi aynı yerde uyanmıştık. Sıkla
gözlerimin içine bakıyordu, yüzümün derinleşen çizgilerine dokunuyor; öyle ki
sanki beni, tenimi, yüzümü ezberliyordu. Gözleri bana bakarken parlıyordu bu defa
korkudan değil de teslimiyettendi.
O gece defalarca karıştık birbirimize, defalarca aynı kalp çarpıntısıyla ritim
tuttuk. Geçmişlerimiz, yaralarımız, bütün o karanlık hikâyeler bir süreliğine
sustu. Sadece nefeslerimiz vardı, derinin sıcaklığı, kalplerimizin ritmi.
O gece anladım, Mehtap sadece
arzulanmazdı, Mehtap bir insanın erişmek isteyeceği mertebe gibiydi. Ona düşmüştüm.
Sabaha karşı, yanımda
uyurken, saçları yüzüne dağılmıştı. Bir anlığına tamamen başka bir kadına
benziyordu: korunmasız, yumuşak, gerçek. Elimi koluna koyduğumda, teninin hâlâ
bana cevap verdiğini hissettim. Sanki gece bitmemişti.
Işık perde aralığından içeri sızarken, o
nefes yavaş yavaş dağıldı. Odanın çizgileri belirginleşti, duvarlar yerine
geldi, zaman yeniden kendini hatırlattı. Mehtap’ın yüzünde uykunun bıraktığı o
kırılgan ifade bir an daha durdu, sonra yavaşça silinmeye başladı. Gözlerini
açtığında, gecenin bütün yakınlığıyla bakmadı bana. Tamamen uzak da değildi.
Arada, iki insanın bir sır paylaştıktan sonra birbirine baktığı o ince çizgi
vardı. Bakışlarında hâlâ uykunun yumuşak
buğusu geziniyor, ama onun altında eski alışkanlıklarının sertliği yavaş yavaş
yerine oturuyordu. Birkaç saat önce kendini bana bırakan kadınla, şimdi yatağın
kenarında doğrulup üzerini toparlayan Mehtap arasında sert bir geçit vardı; ne
bütünüyle kopmuş ne de bütünüyle açık. O geçidin içinde, ikimizin de
söylemediği şeyler asılı duruyordu ve her biri, odanın sessizliğine gizli bir
ağırlık bırakıyordu.
Neydik şimdi biz?
Bu sadece bir gece miydi, yoksa geri dönülmez bir yere mi adım atmıştık?
Ve asıl soru… Mehtap bana gerçekten güveniyor muydu?
***
Devamı 13 Ocak Salı Günü.
Yazar
Şebnem Elmacı Fırat'ın kaleminden.
4. Bölümü okumak için buraya tıklayabilirsiniz.
1 Yorumlar
Mehtap ne yaşadı, Renan Mehtap'ı aslında tanıyor mu? Dosyada adı yok demiştiniz aaaa... Renan kim aslında??? Memduh asıl bakkal Memduhun olayı ne lütfen artık olayları öğrenelim. Dizi olsa izlerim çok iyi (Naz)
YanıtlaSil