Şebnem’in Köşesi
Şebnem’in köşesine hoş geldiniz. Çay, kahve ne ikram edelim size; kahve! Harika seçim. Şimdi arkanıza yaslanın ve bana kulak verin o hâlde, başlıyoruz.
Peki neden? Söyleyeyim;
“Kendi varlığını askıya almak” size ağır geldi çünkü kimse bunu böyle söylemedi. Bize hep daha yumuşak kelimeler öğretildi: idare etmek, beklemek, alttan almak, zaman tanımak, fazla büyütmemek. Oysa bu kelimelerin her biri, kadının kendinden biraz daha eksilmesinin makyajlı hâlidir.
Ve kimse, bu sessizliğin bir yok oluş biçimi olabileceğini düşünmek istemedi. Bir hayatı askıya almak değil de kendi varlığını askıya alan bir insanı düşünmek, alışagelmiş kalıplarımızın dışında kaldı; siz de haklısınız. Bize doğru diye verildiyse ona inanmaya hazırdık hep, sorgusuz, sualsiz, araştırmasız…
Bir Kadının Bedeni Neden Hikâye Sanıldı?
Bir kadının bedeni merkeze alındığında hikâye basitleşir. Başlangıcı bellidir, sonu da çoğu zaman tahmin edilebilir. Oysa bir kadının düşüncesi, iç sesi, vazgeçişi ve kalışı hikâyeyi karmaşıklaştırır. Karmaşa ise düzen bozucudur.
Beden konuştuğunda herkes fikrini söyler. Zihin konuştuğunda rahatsız olunur. Ruh konuştuğunda ise susturulmak istenir.
Bir kadının bedeni hikâyenin tamamı sanıldı çünkü böylece acısı ciddiye alınmak zorunda kalmadı. Bedeni üzerinden anlatılan her şey “kişisel tercih”, “zaaf”, “aşk”, “heves” diye küçültülebildi. Oysa mesele beden değil, bedenin üstüne yıkılan anlamlardı.
Arzu, Abartı ve Korku
Bir kadın da arzularıyla var olabileceğine dair hikâye yazıldı. Aynı kadın o arzular yüzünden yıkıldığında hikâye bir anda “abartı” sayıldı. Çünkü beden üzerinden kurulan anlatı, kadının yaşadıklarını değil, ona yakıştırılanı konuşur.
Ve belki de en çıplak gerçek şu: Bir kadının bedenini hikâyenin tamamı sanmak, onun başka bir şey olabileceği ihtimalinden korkmaktır. Çünkü o ihtimal hesap sorar.
Vajina: Hayat mı, Kılıf mı?
Oysa bir kadının bedeni için bu kelime seçilirken hiç kimse durup şunu sormadı: Nasıl oldu da hayatın başladığı yer, saklanması gereken bir boşluğa indirgendi?
Kadının bedeni dünyaya açılan kapıyken, dil onu bir şeylerin içine sokulduğu, bir şeylerin muhafaza edildiği bir kılıf olarak tarif etti. Anlam kayması tam da burada başladı. Hayat veren bir yer, hayat saklayan bir yere dönüştürüldü. Bu yüzden kadınlar bedenlerinden kaçtı. Bu yüzden kendi uzuvlarına yabancılaştılar. Çünkü isimlendirme masum değildi. Bir şeye ne isim verirsen, ona nasıl davranılacağını da tarif edersin.
Kılıflar Konuşmaz
Bir Anlamı Terk Etmek
“Vajinasını Terk Eden Kadın” kitabı tam da bu yüzden bir bedeni değil, bir anlamı terk edişin hikâyesidir. Hayat olanın, kılıfa indirgenmesine duyulan sessiz isyanı…
Çıplaklık Nerede Başlar?
Özür dilerim herkesten; size çıplaklığı istediğiniz yerden vermediğim için. Erotizm sunmadığım için. Bedeni teşhir edip ruhu perdelemediğim için. Çünkü ben çıplaklığı başka bir yerde aradım. Bir kadının susuşunda, bekleyişinde, kendinden vazgeçişinde… Yatağa sığdırılamayan, fotoğrafa yakışmayan, etiketlenemeyen bir çıplaklıkta…
Bu kitap sizi tahrik etmiyor olabilir. Ama rahatsız ediyorsa, işte orada başlıyoruz. Çünkü bazı metinler arzuyla değil, yüzleşmeyle okunur.
Ben Beklerim
Ama bir gün her şeyi güzelleyen sizler, her şeye psikolojik kılıflar uyduran sizler, kendi kılıflarınızdan çıktığınızda bu kitabı anlayacaksınız. O gün şunu duyacağıma eminim: “Biz buna o zaman hazır değildik.” Önemli değil. Ben beklerim.
Bu kitap aceleye yazılmadı, aceleye de okunmaz. Zamana ihtiyaç duyar, insanın kendiyle yüzleşecek cesareti toplamasına.
Kitabımı sosyal medyada paylaşmak istemeyen, isminden dolayı yaftalayan, reklamını yapmaya çekinen, haberini yapmaktan imtina eden kitap kurtları, kitap sevdalıları… Gerçek okur seviyesine geldiklerinde aynı yerden bakacağız, buna inanıyorum.
Çünkü bazı metinler alkış beklemez. Anlaşılmayı bekler.
Ve bazı yazarlar acele etmez. Zamanın gerisinde kalmayı değil, zamanın önünde yalnız kalmayı göze alır.
Ben beklerim. Acelem yok.
Son Cümle
Hayat veren bir yer, dile kılıf diye yerleştiğinde; kadın, önce bedeninden, sonra kendinden çekilir.
Bendeniz Şebnem Elmacı Fırat'ın "Vajinasını Terk Eden Kadın" başlıklı kitabını satın almak için, kitap ismi üzerindeki linke tıklayabilirsiniz ya da buradan satın alabilirsiniz.
2 Yorumlar
Kitabınız sürekli karşıma çıkıyor hiç bu açıdan düşünmemiştim alıp muhakkak okuyacağım... D.Z.
YanıtlaSilYinede bana garip geldi,sayglarmla
YanıtlaSil